Şereflikoçhisar Yenigün Gazetesi

Osmanlıca hepimizin mirasıdır – 2

Bu gün Osmanlıca ile ilgili yazılarıma gelen eleştirilere cevap vereceğim. Ama bu haftaki yazımın da başlığı “Osmanlıca Hepimizin Mirasıdır” Çünkü biz aynı milletin çocuklarıyız. Geçmişi günümüz şartlarına göre yargılamak acı oluyor. Aynı yanlış bakışla yarın da bizi çocuklarımız yargılamasını istemiyorum. Öncelikle “Osmanlıca” diye adlandırma bizim mirasımızdır. Osmanlı Devletinin resmi “Türkçe”dir Evet yanlış duymadınız; Osmanlı Devletinin […]

31 Aralık 2014 - 12:41 'de eklendi ve 533 kez görüntülendi.

Bu gün Osmanlıca ile ilgili yazılarıma gelen eleştirilere cevap vereceğim. Ama bu haftaki yazımın da başlığı “Osmanlıca Hepimizin Mirasıdır” Çünkü biz aynı milletin çocuklarıyız. Geçmişi günümüz şartlarına göre yargılamak acı oluyor. Aynı yanlış bakışla yarın da bizi çocuklarımız yargılamasını istemiyorum. Öncelikle “Osmanlıca” diye adlandırma bizim mirasımızdır. Osmanlı Devletinin resmi “Türkçe”dir Evet yanlış duymadınız; Osmanlı Devletinin resmi dili “Türkçe”dir. Ve Osmanlı bir alfabe değişimine de gitmemiştir.Büyük Müslüman Türk Devletleri olan, Karahanlılardan, Gaznelilere; Büyük Selçuklu Devletinden, Türkiye Selçuklularına; oradan da Osmanlılara Türk Devletlerinin devamı olan alfabeyi kullanmışlardır. Devletin resmi dilinin Türkçe olması da Karaman oğulları beyliğinden sonraki güzel ve doğru bir kararla “Türkçe”dir. Türkçemiz yaşayan bir dildir ve bilim, sanat ve edebiyat dili olarak, çok uluslu bir devlet olması sebebiyle Arapça, Farsça kelimeler Türkçemize girmiştir. Buna rağmen Anadolu insanı, temiz Türkçemizi büyük ölçüde korumuştur. Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Karaca Oğlan, Hoca Ahmet Yeseviler Türkçemizin en yalın halini kullanmışlardır. Kutadgu Biliğ Yöneticilerine nasihatini sade bir şekilde ifade etmiştir. Divan ı Lügat- üt Türk adlı eserinde Araplara Türkçeyi öğretmek isteyen Kaşgarlı Mahmut da bizim Türkçemizin ko-runmasında, kültürümüzün koru-nmasında mihenk taşı eserler vermişlerdir. Belki onları bile bu günün aydınları, gençleri anla-makta zorluk çekecektir. Ama Osmanlıca diye bizim adlandır-dığımız yazı ile kaleme alın-mışlardır; ya da yazıya geçiri-lmiştir. Mevlana hepimizi dü-şünce ve felsefesi ile etkilediği halde eserlerini tamamını Farsça vermiştir. Buna rağmen
onun eserleri Türkçeye çevrilerek Osmanlıca diye
bizim adlandırdığımız alfabe ve dille yazılmış ve basılmıştır. Osmanlı Devleti bir cihan devletidir. Bilim sanat ve edebiyatta da zirvedir. Osmanlıca verilen eserler döneminin geçerli yazı ve dili olmuştur. Bu gün bir bilim adamı, edebiyatçısı ve sanatçısı makale ve eserlerini akrididasyon yapmak için İngilizce olarak yazmak durumunda kalıyor. O dönemde Türk bilim ve edebiyatçıları İslam kültür ve medeniyeti çevresinde buna ihtiyaç duymuyordu. Evrensel olarak ta bu günkü gibi başka bir
yazı ya da dile ihtiyaç duyulmuyordu. Osmalıca Derslerine karşı olanların gerekçesini Atatürk devrimleri ile bağdaştırılması Atatürk devrimciliğine de aykırı. Atatürk’ün inkılapçılık ilkesinin hedefi Türk Milletinin ihtiyaçları ve Muasır medeniyete ulaşmaktır. Alfabe İnkılabının amacı o dönem yaptığı inkılapları yerleştirmektir. Ve Atatürk İnkılapları doğmatik olmayıp gelişmeye açıktır. Bu günün aydınları Atatürk’ün konuşmalarını anlayamıyorsa, bu günün genci dedesinin 1930 19-40,1950lerde konuştuğu dili, okuduğu Latin alfabe ile basılmış kitaplardaki Türkçeyi anlamı-yorsa Osmanlıca dersleri bir zorunluluktur. Ben dedemin konuştuğu ve okuduğu dili ve yazıyı anlayamayacaksam, Ben-im torunum benim konuştuğu-mu, benim okuduğum
kitapları anlayamayacaksa bu işte bir terslik vardır. Ve Osmanlıca Dersleri lise düzeyinde öğrenilmelidir.

Comments

comments

Etiketler :
SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER