Şereflikoçhisar Yenigün Gazetesi

Osmanlıcadan neden ve kim korkar?

    Osmanlıca bir dil değil. Osmanlıca diye anlatılmaya çalışılan 14. Yüzyıldan 20. Yüz yılın ilk çeyreğine kadar Türkçemizin Arap Alfabesi ile yazılmasına denir. Hatta daha sonra Osmanlıca diye anılan yazımı 10. Yüzyıla kadar indirebiliriz.  Yani Osmanlıca başka bir dil değil; tıpkı bu günkü Türkçemizin Türkçe olduğu gibi. Bugünkü yaşayan Türkçemizde çok sayıda İngilizce başta […]

17 Aralık 2014 - 10:50 'de eklendi ve 467 kez görüntülendi.

 

 

Osmanlıca bir dil değil. Osmanlıca diye anlatılmaya çalışılan 14. Yüzyıldan 20. Yüz yılın ilk çeyreğine kadar Türkçemizin Arap Alfabesi ile yazılmasına denir. Hatta daha sonra Osmanlıca diye anılan yazımı 10. Yüzyıla kadar indirebiliriz.  Yani Osmanlıca başka bir dil değil; tıpkı bu günkü Türkçemizin Türkçe olduğu gibi. Bugünkü yaşayan Türkçemizde çok sayıda İngilizce başta olmak üzere batılı kültür kelimeleri, teknoloji terimleri varsa, dün İmparatorluk dili olan Türkçemiz içinde Arapça, farsça ve etnik gruplardan geçen kelimeler vardı. Yani anlayacağınız Türkçemizin pınarı akmaya devam ediyor. Pınar aynı pınar. 1928 yılına kadar kullandığımız yazı, Osmanlıca diye tarif edilen yazı. Milli Mücadeleyi de Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk adlı eserini de aslından yani orijinalinden ancak Osmanlıcayı bildiğimiz zaman öğrenebiliriz. Peki bu Osmanlıca öğrenmeye tepki neden? İnkılaplar tehlikeye mi girecek? Ya da niçin Harf İnkılabı Oldu?  1 Kasım 1928 tarihinde Latin alfabesi kabul edilmesinin amacı ne idi?  Okuma yazma oranını yükseltmek, Osmanlıca’nın zor öğrenilmesi gibi söylemler bu önemli inkılaba sebep olamaz. Atatürk Saltanatı kaldırırken, halifeliği kaldırırken ve inkılaplarla Türk milletine yeni, muasır medeniyet ve batı medeniyetine ulaştırmaya çalışırken, Köklü ve binlerce yıllık kurumların kaldırılması ve inkılapların yerleşebilmesi, yeni nesiller oluşturmak için geçmişle olan irtibat kesilmeliydi. Harf inkılabıyla yeni cumhuriyeti, ve inkılapları yerleştirmek vardı. Bu başarıldı da. Yoksa Bin yıllık kültür ve medeniyetle irtibatın kesilmesi asla değildi. Türk çocuğu yüz yıl öncesiyle hiçbir irtibat kuramıyorsa nasıl köklerinden beslenecek? Yunus Emreyi, Hacıbektaş ı Veliyi, Karaca Oğlanı, Pir Sultan Aptalı, Mevlanayı Fuzuliyi ve tüm kültür bakiyemizi, sosyal hayatımızı, idari yapımızı ve tecrübelerimizi nasıl kazanca çevireceğiz? Bizim kültür mirasımız olan Divan ı Lügatüttürk’ü, Kutadgu Biliğ’i Divan ı Hikmeti nasıl tanıyacağız, nasıl okuyacağız? Bir İngiliz Şekspir’i yüz yıllar sonra orijinalinden okuyabiliyorsa bizim neslimiz niçin yüz yıl, üç yüz yıl, beş yüz yıl öncesi kültür birikimlerimizi okuyamasın? Neden korkuyorsunuz? Bu bir düşmanlık olamaz. Çünkü miras hepimizin. Bir Edebiyat, bir felsefe ya da mantık okumayan  lise kültürüne sahip değilse Osmanlıca bilmeyen de lise kültürüne sahip sayılamaz. Bir millet kökleriyle büyür ve kalıcı olur. Derinliği ve ufku olur. Bir ağacın kökleri ne kadar yerin altına urk salarsa, kılcal damarlar derinlere inerse, gök yüzüne doğru daha da büyür. Osmanlıca’dan neden ve kim korkar? İnsan kendinden ve temiz ve soylu geçmişinden niye korkar? Eğer gerçekten korkulacak, utanılacak bir şey varsa bile Osmanlıcayı öğrenerek ortaya çıkarabilirsiniz!

Gazeteci Mustafa Yücel Abimizin kardeşi ve Gazeteciliğe gönül vermiş Muharrem Yücel kardeşimizin Babası Mehmet Yücel’in vefatı sebebiyle kendisine Allah’tan Rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum

Comments

comments

Etiketler :
SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER