Şereflikoçhisar Yenigün Gazetesi

II.Abdülhamit Diktatör müydü?

Bu ara “Diktatör” muhabbeti aldı başını gidiyor. Bu sözü kim, ne zaman ve hangi olaydan sonra söyledi ona bakmak lazım. Nice Vatansever ve Milliyetperver bu sözlere muhatap oldu. Bunlardan vitrinde bulunan ve bizim neslimize istibdatçı! diktatör ve hatta “Kızıl Sultan” diye öğretilen II. Abdülhamit’le ilgili bilgileri paylaşıp kararı size bırakacağım. II. Abdülhamit’i ders kitapları ve […]

27 Ekim 2015 - 21:31 'de eklendi ve 999 kez görüntülendi.
II.Abdülhamit Diktatör müydü?

Bu ara “Diktatör” muhabbeti aldı başını gidiyor. Bu sözü kim, ne zaman ve hangi olaydan sonra söyledi ona bakmak lazım. Nice Vatansever ve Milliyetperver bu sözlere muhatap oldu. Bunlardan vitrinde bulunan ve bizim neslimize istibdatçı! diktatör ve hatta “Kızıl Sultan” diye öğretilen II. Abdülhamit’le ilgili bilgileri paylaşıp kararı size bırakacağım. II. Abdülhamit’i ders kitapları ve öğretmenlerimiz “Kızıl Sultan” olarak anlatırlardı. Okuduğumuz kitaplar, beslendiğimiz kültür O’nun Kızıl Sultan Olmadığı; Ulu Hakan olduğu yönündeydi. Yıllarca II. Abdülhamit konusunda hararetli tartışmaların içinde kaldık, hakim anlayışa karşı O’nu savunduk. İstibdat yönetimi, meşrutiyet düşmanı, hürriyet düşmanı ve saymakla bitiremeyeceğimiz ithamlar. Hatta ne gariptir, döneminde onu eleştiren, muhalif olan ve O’nu anlayamayan nice Türk aydını da vardı. II. Abdülhamit düşmanı olan mahfiller kimdi, ona Kızıl Sultan ismini verenler kimlerdi? II. Abdülhamit’e muhalif vatansever, milliyetçi ve İslamcılar niçin muhalif olmuşlardı. O’nu İstibdadın, karanlığın prensi olarak göstermek kimin işine yarıyordu? Muhalefet insanın gözünü bu kadar mı kör edebilir? II. Abdülhamit döneminde neler yapmıştır? Tarih bu insanı nasıl yargılar? Öncelikli olarak II. Abdülhamit’in yönetimi tek başına ele aldığı 31 yıl boyunca toprak bütünlüğümüzü korumuş, hasta adam olarak tarif edilen ve paylaşılma hesapları yapılan Osmanlı Devletinin parçalanmasına engel olmuş, hiç toprak kaybı yaşanmamıştır. ( 1878 – 1908 Yılları arasında ) Yahudilerin Filistin’de bir devlet kurma hayallerinin önündeki en büyük engel olmuştur. Çoğunluğu Çöl olan bu Vatan toprağı için Yahudi bankerlerin dış borçların ödenmesi karşılığında yüklüce altın teklif edilmiş; verdiği cevap asalet doludur; “Vatan toprağı şehitlerimizin kanı ile alınmıştır ve hiçbir bedelle verilemez” diyerek bu alçak teşebbüsü reddetmiştir. ( Yahudiler II. Abdülhamit’e o günden sonra büyük düşmanlık beslemişlerdir) Sömürgeci Devletlerin petrol sevdalarının önüne set çekmek, verimsiz, çöl arazilerin satın alma yolu ile elimizden çıkışını önlemek için Musul Kerkük başta olmak üzere petrol bölgelerinin tapusu hanedan üzerine alınmıştır. II. Abdülhamit döneminde Dış borç alınmamış, dış borcu ödemek için çaba içine girilmiştir. Bu gün bile hizmet veren Darul Aceze kendi parasından 17.000 altın para ile önemli bir kısmını sağlamıştır. Ülke imar edilmiş geniş coğrafyaya yayılan ülkenin birlik ve bütünlüğünü sağlamak, savunmayı kolaylaştırmak için ülkemizi demiryolu ağı ile örmüştür. Bağdat demiryolu ile İstanbul’u Anadolu, Bağdat ve oradan Medine’ye birbirine bağlamıştır. Tüm şehirlerin durumunu tespit için fotoğraflatmış ( O dönem için geniş ufukluluktur ve bu gün yüzüne çıkarılan bu belgeler şehirlerimiz için büyük bir hazinedir ) . Aşiret Mektepleri ile, 1892’ de Arap aşiret çocukları için İstanbul’ da kurulmuş ve sonra Arnavut ve Kürt aşiret çocuklarının da alınmış olduğu padişahın himayesinde bir kurulmuş ve böylece devlet kendi eli ile bölgenin yöneticilerini yetiştirmek istemiştir. Ermeni komitacılarının terörüne karşı çıkmış, bu sebepten defalarca Ermeniler tarafından suikast düzenlenmiştir. O’nun döneminin en büyük başarısı eğitimde yaşanan gelişmelerdir. Maarif Nezareti bünyesinde Rüşdiye ve İdadi müdürlükleri tesis edilmiştir. Bu teşkilat sayesinde taşraya, ilk, ortaöğretim müesseseleri ve öğretmen okulları, bu dönemde götürülmüştür.Bir çok meslek ve sanat okulu açılmıştır. İlk kez özel eğitim alanında bir girişim olmuş, sağır, dilsiz ve körler için bir okul açılmıştır.
Yerli ve yabancı özel öğretim büyük gelişme göstermiştir. Gayri Müslim okullarında Türkçe öğretimi zorunlu hale getirildi, ücretleri Osmanlı Hükümeti tarafından ödenen Türk öğretmenler atandı. Gayri Müslim eğitimi bu ve buna benzer bazı uygulamalarla kısıtlandı. 20 Mülkiye Mektepleri, yönetim mekanizmalarını işletecek bilgi ve beceriye sahip kişiler yetiştirmek için oluşturulmuştu. Kızıl Sultan, İstibdadçı, diktatör yakıştırmalarını mı? Onları Türk Düşmanı, Ermeniler, Yahudiler ve Azınlık aydınları yakıştırmışlar, doğrucu! Aydınlarımız ise hemencik o yakıştırmaların peşine düşmüşlerdir. II Abdülhamitten sonra Ülke on yıl gibi kısa sürede parçalanmış ve düşman İstanbul’u işgal etmiş, Anadolumuz paylaşılmış ve işgale uğramıştır. Evet, İşgal edenler ve Türk düşmanları için, Aziz Millete hizmet eden, bir Türk’ü, bir Müslüman’ı ve hatta bir Gayri Müslim’i bile katletmeyen, merhamet sahibi milliyetperver, yenilikçi ve vatansever II. Abdülhamit Kızıl Sultan ve Diktatördür! Anlayana…

Comments

comments

Etiketler :
SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER