Şereflikoçhisar Yenigün Gazetesi

Doğru Yoldayız ve Kağıttan Kocaman Bir Dünya

Sabah kalkıyoruz, yeni bir dünya kuruluyor, akşam başka bir dünya. Bu dünya içinde Güçlü Türkiye olsun istenmiyor. Yanlış söylemiş olabilirim, Türkiye onun bunun sözünden çıkmayan uydu, İstedikleri her şeyi yaptırabilecekleri bir ülke olarak kalsın istiyorlar. Onsuz da olmaz, güçlü de olmayan bir ülke olsun istiyorlar. 17/ 25 Aralık algı operasyonu, Gezi olayları, Mit tırları, 15 […]

21 Aralık 2016 - 15:23 'de eklendi ve 583 kez görüntülendi.
Doğru Yoldayız ve Kağıttan Kocaman Bir Dünya

Sabah kalkıyoruz, yeni bir dünya kuruluyor, akşam başka bir dünya. Bu dünya içinde Güçlü Türkiye olsun istenmiyor. Yanlış söylemiş olabilirim, Türkiye onun bunun sözünden çıkmayan uydu, İstedikleri her şeyi yaptırabilecekleri bir ülke olarak kalsın istiyorlar. Onsuz da olmaz, güçlü de olmayan bir ülke olsun istiyorlar. 17/ 25 Aralık algı operasyonu, Gezi olayları, Mit tırları, 15 Temmuz, Rus uçağının düşürülmesi, bu gün de Rusya’nın Ankara Büyükelçisine suikast. ABD Dolar üzerinden ekonomi ve yatırımı baltalama. Bunlar olumsuz gelişmeler; olacak, belki daha büyükleri olacak. Çünkü dünyanın sahibi olduklarına  inananlar, Güçlü Türkiye’nin önünü engellemeye çalışıyorlar. Bize düşen önce “bir olmak, iri olmak ve diri olmak” tır. Çalışkan ve güçlü olmaktır. Doğru yoldayız ve büyük olmanın sorumluluğu ve yükünün ne kadar ağır olduğunun da bilincindeyiz.

Çocuk oyunlarını yazmaya devam. Bu gün sihirli bir dünya olan kağıt Oyunlarını yazmak istiyorum. Kağıt demişsen defterden koparılan bir sayfa kağıt. Bununla neler neler yapılmaz ki?  Gökyüzünde uçan uçak ta yapılır,  sularda salınan kayık ta yapılır. Yere doğru vurulunca şaplak ta yapılır, gül, çiçek te. Dalgasına fal da açılır, saatlerce oynayacağın hımmıt ta oynanır. Eşet te yaparsın küçücük şapka da yapılır. Bu oyunları çoğaltmak elimizde.  Bunların bir çoğunu yaptık, oynadık. Pek kayık yapmadık, ama uçak yapmayanımız yoktur. Sınıfın her köşesinden dalgalanan, çoğunluğu yere çakılsa bile nazlı nazlı uçan uçaklar. Özellikle mesaj götüren uçaklar bu işin zirvesidir.  Kızlar için kağıttan kocaman bir dünya vardı. Ellerindeki kağıtlarla soğuk kış günlerinde sınıfta farklı bir rüzgar estirirlerdi. Bunlardan bir kaçını sizlerle paylaşmak istiyorum. Benim fal açma gibi hatırladığım, o gün nasıl bir isim verildiğini unuttuğum kağıt  oyununu anlatayım. Defterden bir sayfa kağıt yırtılır. Kare şeklini alması için üçgen şeklinde bükülür ve arta kalan kısın kesilir. Böylece kağıt kare şeklini alır. Kağıdın üst ve  altından uçak yapar gibi uçlar iç kısma kıvrılır. Kağıt ters çevrilir ve uçlar zarf şeklini alacak şekilde kıvrılır. ( üst üste gelmeyecek, kenarlarda hafif boşluk kalacak ) Ortasından ikiye katlanır. ( Kare olduğu için yön fark etmez) Katladığımız şekli  ( Dikdörtgen oluşur) sağa ve sola doğu katlar gibi ezilir böylece kolay hareket etmesi için yumuşatmış oluruz. Her iki elimizin baş ve işaret parmaklarını iki tarafı açık uçlardan elimize alırız. Başparmak ve işaret parmaklarımızı birbirine yapıştırınca dört adet üçgen prizma oluşur. Ellerimizi yerleştirdiğimiz yerden başparmaklarımız ve işaret parmaklarınızın uçlarını birleştirip birinci hareket birleştirdiğimiz başparmaklarımızı ve işaret parmaklarımız yönünde açarken ikinci hareket ise olarak ise işaret parmaklarımızla başparmaklarımızı birleştirip açarak yapılır. Peki, bunun oyun, eğlence kısmı nedir? İşte burada yukarıda belirttiğim hareketler yaptığımızda dört üçgen prizmaların sekiz yanağına sekiz makam ya da konum yazılır. Misal olarak prenses – cadı, zengin –   hizmetçi, güzel – çirkin, bilgin – aptal gibi zıt şeyler tek üçgen prizmaya denk gelecek şekilde yazılır.  Önüne gelene dört prizma yanağından birini seçmesini ve  bir sayı söylemesi istenir. O sayı kadar parmaklar oynatılır. O prizmanın açık kaldığı yanakta yazan mesela prenses se sevinir ya da cadı ise alaycı şekilde kahkahalar atılırdı. Özellikle sevmedikleri arkadaşlarının moralini bozmak için el hareketlerini sayıya göre düzenlerler ve olumsuz şey gelmesi sağlanırdı. Bunlar bazen meslek olarak, bazen de eşinin mesleği olarak karşımıza çıkardı. Meslekler yazılmışsa kız erkek herkesle oynanır, eğer eş mesleği ve  prens – cadı diye başlayan ünvanlar yazılmışsa sadece kızlarla oynanırdı. Özellikle prenses gelenlerin yüz mimikleri ve vucut hareketlerinde bir anda değişim başlardı, “ben prensesim” diye. Ama cadı ya da kötü ifadeler gelirse küçümsenir, kabul edilmezdi. Gelecek hafta devam etmek dileği ile.

Comments

comments

Etiketler :
SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER