Şereflikoçhisar Yenigün Gazetesi

Orucu Niyet Tutar! – Av ve Savaş Oyunları

Güzellikler getirdin, iyilikler getirdin, 11 Ayın Sultanı; Ya Şehri Ramazan, Hoş Geldin. Ramazan iklimi sardı bizi. Oruçlar tuttu bizi. Özellikle çocukların Ramazan ve Oruç sevdası dillere destan. Oruç tutmak için sevimli çabalarını takip etmekten keyif alıyorum. Uzun yaz günlerinde oruç tutmak yürek; yani sevgi ister. Sadece açlık değil, susuzluk değil, ellerinin altındaki atıştırmalıklar onlara bakıyor, […]

31 Mayıs 2017 - 10:09 'de eklendi ve 647 kez görüntülendi.
Orucu Niyet Tutar! – Av ve Savaş Oyunları

Güzellikler getirdin, iyilikler getirdin, 11 Ayın Sultanı; Ya Şehri Ramazan, Hoş Geldin. Ramazan iklimi sardı bizi. Oruçlar tuttu bizi. Özellikle çocukların Ramazan ve Oruç sevdası dillere destan. Oruç tutmak için sevimli çabalarını takip etmekten keyif alıyorum. Uzun yaz günlerinde oruç tutmak yürek; yani sevgi ister. Sadece açlık değil, susuzluk değil, ellerinin altındaki atıştırmalıklar onlara bakıyor, onlar atıştırmalılara. Eller de gönüller de atıştırmalıklara gitmiyor. Gıpta ediyorum. Günün ilk saatlerinde takılıyorum; ne haber, oruç nasıl gidiyor, diye. Gözlerinin içi parlıyor, “İyi gidiyor. Bu gün dördüncü orucum. Okulda zaman çabuk geçiyor. Ah şu ….ler ( atıştırmalılar) da olmasa oruç çok kolay. Bir de oyuna dalarsak hiç akla gelmiyor. Okulda arkadaşların oruçlu olması beni daha da güçlendiriyor. Birlikte aynı duyguyu aynı zorluğu yaşamak bizi birbirimize bağlıyor. Arkadaşlıklarımız daha da güçleniyor. Benim şaşırdığım şey, her teneffüs kantine koşardım. Şimdi engel olmak isteyen olmamasına rağmen gitmiyorum. Beni tutan bir şey var, oraya götürmeyen. Bazen ayaklarım gitmeye başladığında şurda bir şey vazgeçiriyor. Sahura kalktığımda niyet ediyorum ya, sabah canım bir şey çektiğinde o niyet beni engelliyor. Engelliyor demeyeyim de beni tutup uzaklaştırıyor. Bir de büyükler bize güvenmiyor. Bazen unutup bir şey yediğimizde hemen oruç olduğumuzu hatırlatıp, oruç tutmadığımızı ima ediyorlar. Oysa bırakın unutmuşken yiyelim” doğru söyledin be yavrum, büyüklere duyurulur…
Lastik Sapan, Av ve savaş oyunları
Erkek çocuklarının büyük çoğunluğunun elinden geçmiştir, lastik sapan ve ok- yay oyunları. Bunlar tehlikeli oyuncaklardandır. Oyuncak dedimse kendi el emeği ile yapılan oyuncak ve oyunlar. Şu lastik sapan ne canlar almıştır. Avcıların çoğunluğu acıma duygusunu lastik sapanla kaybetmişlerdir. Yapımı kolay bir av ve savaş aletidir. Benim hiç sapanım olmadı. Annemin vicdansızlık olarak tanımladığı kuş avcılığı yapma ihtimalim sebebiyle “hakkımı helal etmem” uyarısı sebebiyle elime bile almadım. Şimdilerde iyi de etmişim diyorum. Lastik sapan şu şekilde yapılırdı.Yaş ağaçtan sağlam ve çatallı bir dal ( Y ) şeklinde kesilir. Çatal kısımlarının uçlarına yakın yerlerinden hafifçe kertilir ( Yontulur ) iki adet uygun uzunlukta şamrel lastiği ( 2 cm, boyu 15-20 cm ) kertilen sapanın ikitarafına dolanır ve tel ya da sağlam iple bağlanır. Şamrel lastiklerinin diğer uçları meşin yani deri veya sağlam kumaş ( 4cm’ye – 8cm dikdörtgen kese )iki ucundan 1 cm kenarından lastikleri bağlamak için açılan kesiklere eşit uzunlukta bağlanır. Sapan yapımı tamamlandıktan sonra denemek için pürüssüz olmasına özen gösterilen küçük taş keseye yerleştirilir. Sağ eline sapanın tahta olan kısmını tutarken sol elimiz işaret ve baş parmağını kese içindeki taşı bastırarak sol elimizi geriye doğru çekerek lastiği gerginleştirir nişan aldığımız noktayı sabitleyip sol elimizin işaret parmağı ve baş parmağını bırakınca yüksek hızla taş hedefe doğru gider. Lastik sapan tek başınıza iken pek fazla kullanılmaz. Sapanı olan arkadaşlar sürek avı gibi kuşların olabileceği yerlere toplu olarak gidilir ve kuş görüldüğünde avlamak için fırsat kollanırdı. Bazen atış yapacak kişi sapan kullanırken bazen de aynı av topluluğuna birden çok kimse sapan atardı. Avcılık oyunundan başka sapanla hedef vurma uyunu da oldukça çekişmeli olurdu. Belirli mesafeye konulan tenekeye sırası ile atış yapılır, kim daha çok isabet etmişse oyunun galibi o olurdu. Ama sapan bu elde durduğu gibi durmaz. Avlanırken hedef şaşar, cam kırılır, bazen insana isbet eder, baş yarılırdı. Özellikle av yapmak için acımasızca kuş avlayanlar ah almış ve mutlaka başlarına kaza gelirdi. Özellikle yavrusu olan kuşları vurmanın vebali büyüktür. Kuşların yavrulama dönemini bilmeden yaptığınız avlanma üzüntüyü bir kat daha artırırdı.

Comments

comments

Etiketler :
SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER