Şereflikoçhisar Yenigün Gazetesi

Düğünleri Biraz Abartmıyor muyuz? /Topaç Oyunu!

Düğün sezonu, sıcakların bastırdığı gibi aniden bastırdı. Eş dost ve akrabanın düğünlerine katılmak, onların mutluluğunu paylaşmak ne güzel. Ancak Düğünlerimizi her geçen gün eklediğimiz adetlerle masraflı ve görgüsüz hale getiriyoruz. Ben söyleyeyim, kararı size bırakıyorum. İki gün ev düğünü yapıyoruz, kız evi de aynısını yapıyor. Salon mutlaka tutulmalı, hem de kız tarafı için kına salonu […]

06 Temmuz 2017 - 10:21 'de eklendi ve 795 kez görüntülendi.
Düğünleri Biraz Abartmıyor muyuz? /Topaç Oyunu!

Düğün sezonu, sıcakların bastırdığı gibi aniden bastırdı. Eş dost ve akrabanın düğünlerine katılmak, onların mutluluğunu paylaşmak ne güzel. Ancak Düğünlerimizi her geçen gün eklediğimiz adetlerle masraflı ve görgüsüz hale getiriyoruz. Ben söyleyeyim, kararı size bırakıyorum. İki gün ev düğünü yapıyoruz, kız evi de aynısını yapıyor. Salon mutlaka tutulmalı, hem de kız tarafı için kına salonu da olmalı hem de nikah şekerleri artık olmaz ise olmazımız .  Bazen Ankara ve diğer illere düğünlere gidiyoruz.  Nikah Salonunda Düğün merasimi yapanlar Belediye nikah salonunda vakti geldiğinde gelin, damat ve şahitler ile davetliler yerini alıyor. Nikah memuru ya da Belediye başkanı nikahını kıyıyor, dışarıda gelin damat sıraya geçiyor, davetliler gelin ve damadı tebrik edip hediyelerini veriyor ve nikah şekerini alıp gidiyorlar. Diğer yaygın olan şey, Düğün Salonu tutuluyor. Düğün Salonunda davetliler iki üç saat eğleniyor, yeniliyor, içiliyor, oynanıyor. Takı merasimi ve iş tamam. Bir de ev düğünü var. Cuma başlar, Cumartesi gece geç saatlere kadar devam eder. Pazar günü gelim alma ile son bulur. Bakın özet geçtim. Ancak bizde durum biraz! Abartıldı. Üç gün ev düğünü kız kınası için salon, nikah şekeri ve  düğün salonu. Yanlışım varsa bana da abarttı diyebilirsiniz; ama düğün yapanlara bir sorun bakalım bunlardan birine itiraz et; cesaretin varsa. Her hepsi olacak… Lütfen sanki görgüsüzlüğe giriyoruz. Bu üçünden birini tercih edin. Düğünlerde israflar arttıkça yuvaların temelleri de zayıflıyor. Mutlu yuva kurmanın yolu anlayıştan ve kolaylaştırmaktan geçiyor. Evleneceklere mutluluklar…

Topaç Oyunu

Topaç oyununu unutulmaya yüz tutan oyunlardandı. Çocukluk günlerimizi özlemle yad ederken topaç oyununu heyecanla anlatırdık. Aynı heyecanla çocuklarıma da anlatmıştım ki uzun süre topaç almam için ısrarcı olmuşlardı. Topacı uzun aramalar sonrasında satın almıştım. Ancak topacı döndürmekteki beceriksizliğim sebebiyle çocuklarım bu oyundan zevk almadılar. Aynı yıllarda  televizyonlarda gösterime giren  Beybiled ( beyblade) oyunu sonrasında zihnimde yeniden canlanmıştı. Bizim topaç oyununda kaygan iple ( Kaytan ) sağladığımız dönme hareketini, beybiled de kurmalı mekanizma ile sağlanıyordu. Yalnız beybilet kırıcı yıkıcı iken bizim topacımıza sürdüğümüz renk çocuklarımızın ahşaptan yapılan oyuncaklarda kullandığımız turuncu ve yeşil renklerdir.   Her oyunda olduğu gibi topaç oyunu da belirli zaman dilimlerinde oynanıyordu. Ama kesinlikle yaz aylarında oynadığımızı söyleyebilirim. Çünkü topaç oyunu ancak toprağın sert olduğu dönemlerde  oynanırdı. Topaç, avuç içine alacağımız kadar büyüklükte ağaçtan yapılan bir oyun aracı idi. Yumurtaya benzer ve hatta o büyüklükte. Yalnız bir ucu simetrik olarak sivrilmiş ve ucuna dönmesini sağlamak için kabara denilen özel başlıklı çivi çakılı olurdu. Sert ağaç cinslerinden topaçlar yapılırdı. Bizim çocukluğumuzda topacı çarşıdan satın alırdık. Daha önceleri köylerdeki ustalar, becerikli babalar yontarak topaç yaparlarmış. Topaç yapımında gürgen, genelde şimşir ağacı tercih edilmesinin sebebi, topacı yere hızlıca atınca kırılmadığı için bu ağaç tercih edilirdi.
Topacın ucuna kabara dediğimiz ve yerde dönmesini sağlayan çivi çakılırdı, topacın dengesi için kabaranın dengesi uygun noktaya çakılması ve alttan üste simetrik olarak büyümesi önemli bir nokta idi. Çünkü bu denge güzel olursa daha fazla dönerdi. Güzel bir topaç kadar usta bir oyuncu da önemli idi. Topacın dönmesini sağlamak için bal mumu yedirilmiş ip ( kaytan )   sarılırdı ve ustalıkla yere atılırdı. İşte bu kaytan, kabaralı uçtan başlamak üzere topaca sıkıca sarılır. Kaytanın bir ucu ise sağ elin orta parmağına sıkıca bağlanmış olurdu.  Bu olmadığı takdirde ipin elden fırlaması, topacın da fırlamasına neden olur ve dönmez, sadece savrulur. Topaç sağ elin avucuna alınır kol geriye doğru gerilir ve uygun zemine doğru avuç açılarak topaç sivri ucu yere doğru olmak üzere hızla fırlatılır ve bu arada kaytan orta parmağımızdaki düğüm sebebiyle geriye doğru çekilir. Bu çekme sırasında topaç dönme kazanıyor. İyi bir atış olmuşsa onun dönmesini seyretmek başka bir duygudur. Topaç çevirmede iki türlü oyun oynanır. Birincisi topaç sahipleri aynı anda oyun alanına  ( sert toprakta ya da beton gibi düz alan varsa orada ) topaçlarını bırakırlar. Hangisi en uzun dönerse o oyunu kazanır. Bu oyunda bazen çaputtan yapılmış kırbaç vasıtası ile dönme süresi uzatılırdı. Topaç oyunundan diğeri ise yere Büyükçe  bir daire çizilir ve topaçlar bu alana bırakılırdı. Topaç hızla dönerken rakip topacı dışarı atarsa o topacın sahibi olurdu. Ancak ütme kabul edildiği için kumara özendirir diye bu oyun puan şekline çevirirdik.

 

Comments

comments

Etiketler :
SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER