Şereflikoçhisar Yenigün Gazetesi

Lüküs Hayat; Oh Ne Rahat!

Tembeller ordusu lüküs hayat sevdalısı. Sevgi ile çalışmak sanki birbirinin zıddı gibi görünse de aldanıyoruz, bu iki kavram birbirini tamamlayan şeyler. Çalışma olmadan, emek, alın teri olmadan sevgi olmaz. Aman oğlum yorulma, aman kızım ezilme,  ben senin arkandayım. Çalışmayan, yorulmayan, uyu(ya)mayan bir nesil ortaya çıktı. Anne ve babası en büyük destekçileri. Elini sıcaktan soğuğa vurdurulmayan […]

14 Mart 2019 - 14:03 'de eklendi ve 192 kez görüntülendi.
Lüküs Hayat; Oh Ne Rahat!

Tembeller ordusu lüküs hayat sevdalısı. Sevgi ile çalışmak sanki birbirinin zıddı gibi görünse de aldanıyoruz, bu iki kavram birbirini tamamlayan şeyler. Çalışma olmadan, emek, alın teri olmadan sevgi olmaz. Aman oğlum yorulma, aman kızım ezilme,  ben senin arkandayım. Çalışmayan, yorulmayan, uyu(ya)mayan bir nesil ortaya çıktı. Anne ve babası en büyük destekçileri. Elini sıcaktan soğuğa vurdurulmayan bir nesil. Çok şey isteyen ve hiç çalışmak istemeyen bir nesil. Ama hiçbir şeyleri de eksik olmayan bir nesil. Elde ettikleri hiçbir şey kendi alın terleri değil. Küçük bir çabanın ürünü de değil. Varsın anneler, babalar sevsin, onların sevgisini kıskanmıyorum; aksine sevginin olmadığı dünyanın karanlık olduğuna inanlardanım. Ancak sevgi, korumacılığı ve tembelliği getiriyorsa haykırmak istiyorum; bu çocuklara, geleceğimize kötülük ediyorsunuz.  Çalışmak, kişilikli olmaktır. Ekonomik özgürlüğü olmayanlar; hiçbir özgürlüğe sahip olamazlar. Haz ve küçük menfaatler için eğilip bükülmeye, hatta bu küçük şeylerin hayatın anlamı olduğunu, hayatın kendisi olduğunu görmeye başlıyorlar. Başkası onlar için hiçbir şey ifade etmez. Dünyanın merkezine kendilerini koyarlar ve o küçük dünyalarında mutsuzluğun girdabından kendilerini kurtaramazlar.  Oysa bu çocukları yetiştiren bizler çalışmanın kutsandığına inanan bir nesiliz. Üretmeyi, vermeyi üstün gören bir nesiliz. Veren elin alan elden üstün olduğu öğretildi. Şimdi yaşananlara şaşıyorum, anlamakta güçlük çekiyorum. Çalışmadan, yorulmadan rahat ve mutluluk istiyorlar. Bunca hak etmedikleri  hayattan mutlu ve memnun değiller. Çalışmayacaksın, çalışmayı sevmeyeceksin ve daha çoğunu isteyeceksin. Biz çalışmanın sonunda gelen yorgunlukta uykunun güzelliğini hissettik. Çalışmanın gücü ile kendimize güveni hissettik. Çalışırken saygı duymayı öğrendik. Büyüğünün gölgesini bile çiğnemekten korktuk. Peki bizim eserimiz olan çocuklarımıza bu yüce değerleri niçin öğretemedik. Evet biz de bir şeyleri eksik ettik; yani kendimizi. Çalışmanın girdabında kendimizi unuttuk. Fedakarlık yapmak adına çocuklarımızı korumacı bir yaklaşım sergiledik. Bizim yapamadıklarımızı onların yapması için imkan sağladık. Ölçülü olmayınca durum vahim. Yani bu tembel nesilden bizler sorumluyuz. Onlar adına çalışmak, onların geleceği için yatırım yapmak, daire almak, arsa almak, tarla almak…  Yani balık vermek, balık vermek. Balık tutmasını öğretemedik. Çocuklarımızın iyi yetişmesi için değil, çok mal yığmak için uğraştık. Şimdi ortada tembel; ama lüküs hayat özleminde olan; Çalışmayan rahatı isteyen ve bir türlü mutlu olmayan çocuklar… Bu hafta niçin bunları yazdım biliyor musunuz; geçen hafta Türkiye’de  on yılda 1.200.000 çitf boşanmış demiştik ya işte çalışmadan, yorulmadan lüküs hayat özleminde olanlar, annesinin babasının prensesi ve prensi olan çocuklarla sevgi ve fedakarlık üzerine yuvalar kurulamıyor. Sevgi çalışmakla güçlenir, fedakarlık sabır ve vermekle taçlanır. Yoksa “Lüküs hayat oh ne rahat” ancak bir anlık haz için yaşanır, bir anlık. Oysa yuvanın huzur ve sıcaklığı bir ömür sarar sarmalar…

Comments

comments

Etiketler :
SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER