Şereflikoçhisar Yenigün Gazetesi

Komşu Hakkı İçin O Kadar Çok Israrcıydı ki; Annem!

Annemi her hatırladığımda komşularına olan hürmetini hatırlarım. Komşu, onun hayatının bir parçası idi. Yıllar sonra öğrenmiş olduğum bir Hadis i Şerif annemin “Komşu” hassasiyetinin kaynağını da öğretmişti. Zaman zaman hatırlatıyorum, Anadolu İnsanının güzel davranışları İslam Ahlakını yaşayarak hayat felsefesi haline getirmişliğin, ete kemiğe bürünmüş haliydi.  Yıllar öncesine gidiyorum, mahallemizde ihtiyarca bir Sıddıka bacımız vardı, çocukları […]

20 Nisan 2019 - 16:28 'de eklendi ve 228 kez görüntülendi.
Komşu Hakkı İçin O Kadar Çok Israrcıydı ki; Annem!

Annemi her hatırladığımda komşularına olan hürmetini hatırlarım. Komşu, onun hayatının bir parçası idi. Yıllar sonra öğrenmiş olduğum bir Hadis i Şerif annemin “Komşu” hassasiyetinin kaynağını da öğretmişti. Zaman zaman hatırlatıyorum, Anadolu İnsanının güzel davranışları İslam Ahlakını yaşayarak hayat felsefesi haline getirmişliğin, ete kemiğe bürünmüş haliydi.  Yıllar öncesine gidiyorum, mahallemizde ihtiyarca bir Sıddıka bacımız vardı, çocukları evlenmiş, barklanmış uzaklarda idi. Bir yemek piştiğinde günü birlik bir tas ona götürürdük. Bize o kadar zor gelirdi ki annem ısrarla tekrarlardı. Komşularımızla aramızda adı konulmamış bir yakınlık vardır ( aslında bunun adı komşuluk hakkı)  Birkaç ay önce yan komşumuzun oğlu Şahin abi Annemden bahsederken  havlunun üstüne bir şeyler koyar bazen haber dahi etmezdi bakar, gürünce alırdık. O kadar alışmıştık ki garipsemezdik.  Bu ikramlar bizde olan şeyler de olabilirdi,  bizim olmayan şeylerde. Ama orada bir kap görmüşsek güvenle alırdık. Deyince  ben de Annesi Emine bacının bahçede yetişen meyveden  biz de olsa bile tatmamız için komşu hakkı, göz hakkı için bu gün bile  bir kaba koyar ve ikram ettiğini hatırlattım ne güzel bir adet, demiştim. Biz de sağ ol bizde var demez, güler yüzle alırız. Çünkü ikramdır, göz hakkıdır ve her ağacım meyvesinden tatmanın mutluluğunu yaşardık. Çocukluk, gençlik ve hatta orta yaşı bitiriyorum ve aynı mahalledeyim.  Komşularımızla hiç kavgalı olmadık. Hani Komşularımız, yani annemin, bizim ve çocuklarımızın bacıları aynı muhabbetle devam ediyor. Ama çocukları, ve hatta torunları bizim abimiz, amcamız  ablamız; ama onlar hala “Bacı” Anne yadigarı.  Hiç unutmam kışın yakacağı olmayan, bacası tütmeyen komşularımız için seferber olurdu. Şimdiki gibi devletin şefkatli eli fakir fukarayı kollayıp gözetmezdi. O soğuklarda kışlık yakacağı olmayanlara teneke teneke kömür, kemre, odun taşıtırdı. Tabi imkanları ölçüsünde; ama varı kadarını verirdi. Ama bu vermeler gün ışığında olmazdı. Üzülür, utanırlar diye telaşlanır en uygun zamanda verirdi. Yıllar sonra mahallenin gelinlerine kol kanat gerdiğini öğreniyorum. Kocası askere gidenlere karınca kararnıca ceplerine harçlıklar koyduğunu öğrenmek hiç şaşırtmıyor. Annem komşularını inekleri sağıldığı müddetçe hiç ihmal etmezdi. Hem süt ve hem de yoğurt gönderirdi. Ah annem, kısa  bir dönem sağılım hayvanımız yoktu ve elimiz de dardı. Komşularımız sütsüz, yoğurtsuz bırakmamıştı, hem de kova kova. Duygulandığımı hatırlıyorum. Bu kadirşinaslığı hiç unutmadım, Ah amnem ne kadar da haklıymışsın demiştim. Hani Peygamber efendimiz ( SAV) “Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim”  hadisi annemin hayat felsefesi olmuştu. Kurban Bayramlarında kurban etinden daha biz tatmadan kurbanın en iyi yerlerinden kesemeyen komşulara bizlerle gönderirdi. Bir de tembihlerdi; aman oğlum önce bayramlarını tebrik et, büyük birisi çıkmışsa ellerini öp ve “ Bizim kurbanımızdan da tatmanız için annem yolladı” de ve hemen geri gel.  En çok da annemin bu yumuşunu ( isteğini ) gerine getirmek mutlu ederdi. Kapıyı çalıp çocukların sevincini görmek, komşunun elini öperek bayramlaşmak için geldiğimizi hissettirmek bana ne çok şey kazandırdı. Annem, canım annem bize bir şeyi, hatta bu iyilik dahi olsa çok yönlü düşünmeyi, onurunu, gururunu incitmemeyi öğretti. Ah Annem, camın annem, bahçemizde mangal  türü bir şeyler yapsak telaşlanır, koku gidecek olan komşular varsa mutlaka bazen bizimle karşı karşıya gelmek adına onlara göndermemizi sağlardı. Anne biliyor musun bizler de senin ayak izlerini, kulağımıza küpe olan öğütleri takip ediyoruz. Vicdanımız rahat bırakmıyor. Vicdanlar mimarı Canım annem…

 

 

Comments

comments

Etiketler :
SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER